Bugün neredeyse her Müslüman ibadet kelimesini; içinde þekilsel bir yapý bulunduran, Allah' ýn emrettiði emirleri eda etme olarak bilir. Oysaki Kuran baz alýndýðýnda durum çok farklýdýr. Kuran'a göre insan þeytana kulluk edebileceði gibi (36:60), bazen bir kavme de "tapýnabilir!" (23:47).

Ýnsanlar, Allah'a KULLUK ETMELERÝ için yaratýlmýþtýr; O'na tapýnmalarý için deðil. Kulluk etmek ilahi hükümleri yerine getirmek suretiyle yapýlýr.

51:56 Ben cinleri ve insanlarý, ancak bana kulluk etsinler diye yarattým.

Ýbadet / kulluk etme kelimesinin kökü "Abd"'dýr ve köle anlamýna gelir. Köleler sahiplerine tapýnmazlar, emirlerine ve buyruklarýna uyarak dediðini yaparlar.

09:111-112 ALLAH MÜMÝNLERDEN, MALLARINI VE CANLARINI, kendilerine (verilecek) CENNET KARÞILIÐINDA SATIN ALMIÞTIR. Çünkü onlar Allah yolunda savaþýrlar, öldürürler, ölürler. (Bu) Tevrat'ta, Ýncil'de ve Kuran'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardýr! O halde onunla yapmýþ olduðunuz bu alýþveriþinizden dolayý sevinin. Ýþte bu, büyük kazançtýr. (Bu alýþveriþi yapanlar), tevbe edenler, kulluk edenler, þükredenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliði emredip kötülükten alýkoyanlar ve Allah' ýn sýnýrlarýný koruyanlardýr. O müminleri müjdele!

Allah tüm insanlarýn yaratýcýsý olduðundan onlarýn hayatlarýný satýn almýþtýr bu nedenle inananlar Allah' ýn kölesidir ve Allah' ýn emirlerini yerine getirmek mecburiyetindedirler.

09:31 (Yahudiler) Allah'ý býrakýp bilginlerini (hahamlarýný); (Hýristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oðlu Mesih'i rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri (liyabudu) emrolundu. O'ndan baþka tanrý yoktur. O, bunlarýn ortak koþtuklarý þeylerden uzaktýr.

Kitap Ehli'ne sadece Allah'a kulluk etmeleri (hizmet etmeleri) emredildiði halde onlar din adamlarýný Tanrý edinip körü körüne onlara uymuþlardýr.

36:60-62 Ey Adem oðullarý! "Size þeytana tapmayýn (lâ ta'budu), çünkü o sizin apaçýk düþmanýnýzdýr" demedim mi? "Ve bana kulluk ediniz, doðru yol budur demedim mi?" ÞEYTAN SÝZDEN PEK ÇOK MÝLLETÝ KANDIRIP SAPTIRDI. Hâla akýl erdiremiyor musunuz?

20:120-121 Derken þeytan onun aklýný karýþtýrýp "Ey Adem!" dedi, "sana ebedilik aðacýný ve sonu gelmez bir saltanatý göstereyim mi? Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayýp yerleri göründü. Üstlerini cennet yapraðý ile örtmeye çalýþtýlar. Bu suretle Adem Allah'a itaatsizlik etti ve yolunu þaþýrdý.

Allah, insanoðluna þeytanýn emirlerine uymamalarýný emretti. Adem, Allah'a uymayýp þeytana itaat edince cennetten kovuldu.

19:81-82 Onlar, kendilerine bir itibar ve kuvvet (vesilesi) olsun diye Allah'tan baþka tanrýlar edindiler. Hayýr, hayýr! (Taptýklarý, kýyamet gününde) onlarýn ÝBADETÝNÝ tanýmayacak ve onlara hasým olacaklar.

Þirk koþmak için illâ karþýnýza bir put alýp ona tapmanýz gerekmez. Görüldüðü gibi burada sözü edilen "tanrýlar" put deðil, insanlarýn arasýndan kiþiler; belki bir kral, belki bir imam, belki bir rahip, vb. Biz bu gibi insanlara tapmayýz, onlarýn peþinden gidip dediklerini yaparýz. Bir insan baþka bir insana tapamaz.

Müslümanlarýn akýllarýný kullanýp Kuran'ý kendi baþlarýna öðrenmeleri ve sadece onu rehber edinmeleri gerekiyor. Maalesef þimdiki Müslümanlar Kuran'ý sadece üzerinde yemin etmek için, nazarlýk yapmak için veya Ramazan da okuyup 70 kat daha fazla sevap (!) alacaklarýna inandýklarý için kullanýyorlar. Dini bir meselede hemen imama, müftüye danýþýyorlar. Bunlar da din konusunda herhangi bir soru karþýsýnda hadislere baþvuruyor ve Kuran'ýn otoritesini kullanmýyorlar.

ZEKÂT KURAN'DA "ARINMA" OLARAK KULLANILMIÞTIR

Gelenekçi Müslümanlar ayný salat gibi Kuran'da zekâtýn ayrýntýlarýnýn da hiç geçmediðini yani Kuran'ýn bazý konularda eksik kaldýðýný dile getirirler (tabii bunu açýkça yapamazlar) ve bu eksikliði Kuran dýþý kaynaklar ile (icma, hadis, cs...) doldurmaya çalýþýrlar. Kiþinin malýnýn kýrta birinin fakire daðýtýlmasý hadislerden dinimize girmiþ, Kuran'da hiçbir mesnedi bulunamayan baþka bir Arap yalanýdýr. Kuran'da zekât kelimesi "saflýk, arýnma, arýndýrma" olarak kullanýlmýþtýr ve hadis kitaplarýný Allah'ýn kitabýna þirk koþanlar bir varsayýma inanmaktadýrlar. Kazancýndan baþkalarýna vermek inananlar için emredilmiþtir fakat bu kelime "zekât" deðil "anfak" ve "sadaka"dýr. Nitekim bu kelimenin fiil olarak tüm çekimleri (yezekka, tezekka vs...) neredeyse bütün meallerde arýnmak olarak çevrilmiþtir.

Zekât sözcüðünün sözlük anlamlarý:
زكى : arttý, çoðaldý; geliþti, büyüdü / ve meyve verdi; arýndý; arýndýrma, saflýk; zekât

Genelde zekât kelimesinden önce kullanýlan fiilin (etâ) sözlük anlamlarý:
أتى : gelmek; izlemek; çýkarmak, yaymak; göstermek; arttýrmak; üretmek; ödemek.

Kul innemâ ene beþerum mislüküm yûhâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâhýdün festekýymû ileyhi vestaðfirûh ve veylül lil müþrikîn. Ellezîne lâ yü 'tûnez zekâte ve hüm bil âhýrati hüm kâfirûn.
41:06-07 De ki: "Ben ancak sizin gibi bir insaným. Bana ilahýnýzýn bir tek ilah olduðun vahy olunuyor. Artýk O 'na yönelin, O 'ndan maðrifet dileyin. Ortak koþanlarýn vay haline! Onlar ZEKATI VERMEZLER; ahireti de inkar edenler onlardýr."

Bir müþrik zekât verirse bu onun ahirete inandýðýný mý gösterecek? Bu âyeti Kuran ýþýðýnda inceleyeceðiz.

Peygamber Niye Gönderilmiþtir?

02:129 Ey Rabbimiz! Onlara içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öðretecek, ONLARI TEMÝZLEYECEK ( yuzakkihîm ) bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her þeyi yerli yerince yapan sensin.

03:164 Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ýn âyetlerini okuyan, ONLARI TEMÝZLEYEN / ARINDIRAN ( yuzakkihîm ), kendilerine kitap ve hikmeti öðreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütûfta bulunmuþtur. Halbuki daha önce onlar apaçýk bir sapýklýk içindeydiler.

Allah Kimleri Arýndýrmayacak?

02:174 Allah'ýn indirdiði kitaptan bir þey gizleyip, onu az bir pahaya deðiþenler yok mu, iþte onlarýn yiyip de karýnlarýný doyurduklarý, ateþten baþka bir þey deðildir. Kýyamet günü Allah ne kendileriyle konuþur ne de ONLARI TEMÝZE ÇIKARIR (yuzakkihîm). Orada onlar için can yakýcý bir azap vardýr.

03:77 Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle deðiþtirenlere gelince, iþte bunlarýn ahirette bir payý yoktur. Kýyamet günü Allah onlarla konuþmayacak, onlara bakmayacak ve ONLARI TEMÝZE ÇIKARMAYACAKTIR (yuzakkihîm). Onlar için acý bir azap vardýr.

Allah gerçek mesajý saklayýp bunu az bir bedel karþýlýðýnda satan riyakarlarý arýndýrmayacak. Gerçekten de mesaj bir dolu yalanýn altýnda kalmýþ, üstü bir yýðýn uydurma hurafelerle örtülmüþtür. Bunlarýn nedeni ise yasak olduðu halde toplanan hadislerdir. Zekâtý hadislerde anlatýlan zekât olarak düþünürsek Kuran'da hiçbir detayýný bulamayýz fakat arýndýrma, arýnma olarak düþünürsek tüm detayýyla açýklandýðýný görürüz. Ayný þey salat için de geçerli. Dua olarak düþünürsek hiçbir kanýta rastlayamayýz fakat baðlýlýk, sadakat, baðlý olmak, yakýndan izlemek olarak alýrsak tüm detayýný bulabiliriz. Kuran'da zaten "dua" kelimesi vardýr. Edilmesi gereken dua da odur ve her yerde edilebilir.

Peki arýndýrmamýz gereken nedir? Þems suresi bu soruya cevap veriyor:

91:07-10 Nefse ve ona bir takým kabiliyetler verene, sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arýndýran ( zekkahe ) kurtuluþa ermiþtir, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiþtir.